ANA SAYFA

ÖĞRENCİ FORUMU

ÖĞRETMEN FORUMU

İLETİŞİM

ARAMA YAP

“Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin: Hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise, onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kendini büyük değil, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.”

 M.Kemal ATATÜRK

 

Bu yazıyı herkes okumasın!

 Bu yazı, sizler içindir.

            Bu yazı, sizi acımadan karalamaya çalışanlaradır.

            Bu yazı, tanımadan sizleri ve bilmeden yüreklerinizden geçenleri dinleyip, anlamadan yargısız infazda bulunanlara, her şeye evet her şeye rağmen, uzatılan bir gül yaprağının hikâyesidir.

            Bu yazı, olmasa da yüreklerinde bir nebze insaf, konuşabilme, dinleyebilme, anlayabilme, tanıyabilme cesaretini gösterebileceklere sunulan bir gül buketidir.

            Bu yazı, bir sorgulamadan çok anlamaya çalışmayı, bir savunmadan öte bir gerçeğin dile getirilişini, bir yok saymadan ziyade yarınlara birlikte yol alabilmenin işaretlerini gösterme çabasından fazlası değildir.

            Bu yazı, anlamak istemeyenlerden çok bildikleri halde susanlara karşı kırılmış kalpler topluluğunun sitemidir.

            Bu yazı, geleceklerine ipotek konulan gençlerin haykırışıdır.

            Bu yazı, bin bir hile ve safsata ile yarınları ellerinden alınmaya çalışılan yüreklerin kabarışıdır.

            Bu yazı, hiçbir şekilde duygu ve düşünceleri göz önünde bulundurulmadan umutları söndürülmek istenen gözleri ışıl ışıl, yürekleri pırıl pırıl, gönülleri sevgiyle kafaları bilgiyle dolup taşan geleceğin mimarlarının isyanıdır.

            Bu yazı, kurtlar sofrasında hayallerine şerh düşülen yarının adam gibi adamlarının sessiz çığlığıdır.

            Bu yazı, yarına dair düşünceleri sorulmayan, hayattan beklentileri önemsenmeyen ve bir oldubittiye getirilerek hayata küstürülme aşamasına getirilen; düşünen, hayal kuran, projeler üreten, çözümler sunan gençlerin karartılan yarınlarına bir umut ışığıdır.

            Sizi karalama yarışına girenler, size yeri göğü dar edenler, sizi bir kaşık suda boğsalar doymayacaklar sürüsü, hanginizin gözlerinizin içine baktı ki? Kaçınızla oturup düşüncelerinizi paylaştı? Hangisi yüreğinizde kopan fırtınalara liman olabildi? Hangisi sizi dinledi, kaçı sizlerden özür dileme erdemini gösterebildi? Kaçı bir sıkıntınız olduğunda sizinle kanlı gözyaşları döktü? Kaçı sizinle birlikte başarmanın mutluluğuyla sevinçten havalara uçtu? Hangisi sizinle soğuk koridorları adımladı? Kaçı sizinle o muhteşem yemekhanenize(!) yol düşürüp aynı tuzsuz çorbaya kaşık salladı ya da dibi tutmuş pilava kaşık daldırdı?

            Hangisi geceleri koğuşlarınızı tek tek dolaşıp üzerlerinizi örttü? Hangisi kötü geçen bir sınavdan sonra sırtınızı sıvazladı? Kaçı şimdi şu an benim yaşamakta olduğum ve nefes almakta zorlandığım gibi her birinizdeki farklı farklı güzellikleri ayrı ayrı dünyaları görüp gözyaşlarına boğuldu? Hangisi sizi gerçekten anlamaya çalıştı?

            Sizinle uğraşanların derdi aslında bambaşka. Siz misiniz Giresun’un OKS ve ÖSS liginde yerlerde sürünmesine sebep? Siz misiniz Giresun’un bugün içler acınası durumda bulunmasına neden? Sizin yüzünüzden mi Giresun’un her alanda gerilerde kalması?

            Ve sizler, Giresun’a yurdun dört bir yanından sıcak yuvalarınızı, anne ve babalarınızı, kardeşlerinizi bırakarak gelenler! Siz bakmayın bizim kusurumuza ve hoş görmeye çalışın bizleri. Hem hepimiz hatta çoğumuz sizi anlamadan, dinlemeden diline dolayanlar gibi değiliz. Biz sizleri çok seviyoruz. Sizler bu ülkenin yarınına dair inancımızsınız. Siz annelerinizin babalarınızın bizlere emanetisiniz. Bırakın siz, ergenlik çağındaki gençlerin psikolojisini bilmeden ve bilmek ihtiyacını hiç duymadan kişiliklerinizde ağır yaralar oluşmasına neden olabilecek tutumlar içerisindeki şaşkınların hezeyanlarına. Bizler gerçek Giresunlular olarak sizlerden özür diliyoruz.

            Mal bulmuş mağripliler gibi sizin geleceğinizle hiç utanmadan ve sıkılmadan oynayan insafsızlara vereceğiniz en güzel cevap; hayatınız boyunca tek taraflı olmamak, önyargılara takılmamak, empati yapabilmek belki de en önemlisi olaylara ve durumlara ideolojik bakmamak, olacaktır.

            Nasıl ki Atatürk de anlaşılmamıştı etrafındakiler tarafından. Söyledikleri ve yapmak istedikleri çevresindekilerce imkânsız görülmüştü. Nasıl ki O, etrafını sarıp sarmalayan her türlü badireyi aşmasını bildi; sizler de damarlarınızdaki asil kandan alarak gücünüzü ve inancınızı, oynanan oyunu bozacaksınız elbirliğiyle. Oyunu kazandıran yetenekse de şampiyonluğu getiren takım oyunudur, gerçeğini unutmayarak.

            Yaşanan bunca olumsuzluğa rağmen, duracak mıyız? Hayır! Pes edecek miyiz? Hayır! Vazgeçecek miyiz? Asla!

            Elbette bir takım sıkıntılar yok değil. Ama bunlar el ele vererek kolaylıkla aşabileceğimiz türden sıkıntılar. Yeter ki üslubumuzu ve yöntemimizi-iki taraf da- yeniden gözden geçirebilelim.

Varsın insanlar karakterlerinin gereğini sergilesinler. Bırakın düşmanların dümenine, dost bildikleriniz de alkış tutsun. Bırakın birileri sağda solda sizinle yatıp kalksın. Bırakın yalan yanlış haberler, dedikodular, okul panolarını süslesin. Varsın bunları fakslarla bitpazarına nur yağmış gibi birbirine haber uçuranlar takip etsin.

Gün kavga günü değil birlik ve beraber olma günüdür. Gün rüzgâr ne kadar sert eserse essin kenetlenme günüdür. Gün kimin oyununa alet olduklarını bilmeyenlerin çetelesini tutup hesap sorma günü hiç değildir.

 Ki günün birinde size kara çalanlarla karşı karşıya geldiğinizde gönlünüzdeki sevgiyle, aldığınız terbiye ile onları affedecek, dertlerine derman olmak için bir an bile duraksamayacaksınız. Çünkü vatan aşkıyla, insan sevgisiyle çarpan yüreklerinizde kin büyütmeyeceksiniz. Kötülük, karanlık, bencillik, vurdumduymazlık, adam sendecilik olmayacak sizlerde. Herkese aynı yakınlıkta ve aynı uzaklıkta olacaksınız. Sizi görenler çeki düzen verecekler kendilerine. Destanınızı yazacak henüz doğmamışlar. Analar sizin hikâyelerinizle büyütecek çocuklarını. Anıtlarınız süsleyecek dünyanın dört bir yanını.

  Bunlar da bir şey mi..?

Asıl siz birkaç yıl içinde Giresun’u telaffuz etmekten çekindiğimiz rakamlardan alın da hatrı sayılır yerlere getirin, bakın o zaman siz gümbürtüye! Bakın bakalım o zaman başarınızdan nemalanmaya çalışacak olanlarla bugün sizi yerden yere vuranlar aynı kişiler mi değiller mi? 

“ Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an/ Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an… Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya/ Öz yurdunda garipsin, öz yurdunda parya”

            Bu yazı bir aydın sorumluluğunun, bir namus borcunun ürünüdür. Daha güzel yarınlarda buluşmak ümidiyle…

Dil ve Anlatım 9
U.Kemal Yiğit
Türk Edb. 9
U.Kemal Yiğit
Dil ve Anlatım 10
U.Kemal Yiğit
Türk Edb. 10
U.Kemal Yiğit
Dil ve Anlatım 11
U.Kemal Yiğit
Türk Edb. 11
U.Kemal Yiğit

EROL KONAL'IN DİĞER YAZILARI:

Bulanlar Arayanlardır...